Çizgi Film benim için çok büyülü bir şeydi küçükken. Tek kanallı televiyon ile büyüyen nesilden
biri olarak çok kısıtlı zamanlarda çocuklar için yayın yapılan saatlerde
ablamla birlikte televizyonun karşısında
yerimizi alır ve adeta büyülenmiş bir şekilde.
Her yeni bölümü hafızamıza kaydeder ve sonra da oyunlarımızda kendimizce
o rollere girerdik.
Bu sene 6 yaşını bitirmekte olan Tuna ve Nil ikiz kardeş
olmalarına rağmen elbette apayrı iki karaktere sahipler. Aynı yaşta fakat farklı iki cinsiyetle aynı
evin içinde yaşıyorlar, hem de farklı beğenileri ve tercihleri ile birarada
büyüyorlar. Tuna yaşıtlarından farklı
olarak süper kahramanları hiç sevmeyen bir erkek çocuk. Çizgi film izlerken tercihleri de genellikle
çok daha hümanist, gerçek dünya ile ilişkili ve merak uyandıran seçenekler
oluyor. Nil ise pek çok yaşıtı gibi
prensesler dünyasından keyif alıyor, onlar gibi giyinmekten hoşlanıyor ve
prenses rolüne girmeyi seviyor. Anneleri
olarak benim için zor olan, onların ortak bir paydada buluşabileceği, ikisinin
de aynı anda severek izleyebileceği çizgi filmler bulabilmek.

Tuna ve Nil’in birlikte
izleyebilecekleri hem eğitici hem de eğlenceli olabilecek çizgi filmler
araştırırken Disney Channel’da
yayınlanan bazı çizgi filmlerle tanıştım.
Disney Channel Türkiye 5-11 yaş aralığındaki çocuklar ve ailelerinin
birlikte keyifle izleyebileceği hem eğlenceli
hem de öğretici içerikler yayınlıyor.
Küçük yaş grubuna hitap eden Prenses Sofia, Doktor Dottie ve İlaçları,
Jake ve Varolmayan Ülkenin Korsanları; biraz daha büyük gruba yönelik ise Doraemon,
Fineas ve Förb, Esrarengiz Kasaba, Muhteşem Örümcek Adam gibi çizgi filmlerin
yanı sıra tüm ailenin hep beraber keyifle izleyebileceği Disney’in sinema klasiklerini yayınlıyorlar.
Benim bu yazıda bahsetmek istediğim Tuna ve
Nil’in severek izlediği iki çizgi film var. Prenses Sofia ile Jake ve Varolmayan Ülkenin Korsanları.

12 yaşındaki bir
kızın hikayesini anlatan Prenses Sofia
sayesinde Tuna ve Nil kardeşlik ilişkilerini, aileye saygının
önemini ve birbirlerini kollamayı öğreniyorlar.
Görsel anlamda yarattığı dünya ile çocukların hayal gücünü etkilemesi ve
çocukları hayvan sevgisine yöneltmesi de anne olarak benim dikkatimi çekiyor. Prenses Sofia’yı Disney Channel’da hafta
içleri saat 17:00’de kaçırmadan izliyoruz.


Kaçırmadan izlediğimiz bir diğer çizgi film ise Disney Channel’da yayınlanan “Jake veVarolmayan Ülkenin Korsanları”. O da hafta içi her gün saat 11.30’da. Tuna ve Nil’in en sevdikleri çizgi filmlerden biri olan “Jake ve Varolmayan Ülkenin Korsanları” çocukları öğrenmeye ve fiziksel aktiviteye teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda birçok çizgi filmin aksine gerçekçi matematiksel konseptler de içeriyor. Böylece çocuklar sayı sayma, şekiller, uzaklık kavramlarıyla tanışıyor.
Tuna ve Nil Prenses
Sofia’yı izledikten sonra aralarında ondan öğrendikleri repliklerle oyun
kurabiliyorlar ve en güzeli aldıkları mesajlarla güzel olan kardeşlik
ilişkilerini çok güzel bir şekilde ortaya koyabiliyorlar. Jake ve Varolmayan Ülke’yi izlerken çok
gülüyor ve eğleniyorlar. Benden
istedikleri harita ellerinde, kendi ülkelerinde keşfe çıkıyorlar. Tuna’nın zaten varolan öğretme hevesi ve
merakı Nil’in öğretmen edasıyla birleşince ben de onların oyununu izlemekten ve
onlara katılmaktan çok keyif alıyorum. Bazen Nil çizgi filmdeki Jake oluyor ve
liderlik yapıyor, Tuna’da Cubby gibi haritalarla doğru yolu bulmalarına yardım
ediyor. Bu durumda bana da Izzy rolü düşüyor ve peri
tozu sayesinde Jake ve ekibinin uçmasını sağlıyorum.
Prenses Sofia’nın bazı bölümlerinde çocukların karşısına
çıkan Pamuk Prenses ve Sinderella gibi tanıdık masal kahramanları onların hem
farklı hikayeler arasında bağ kurmasını sağlıyor hem de bildikleri karakterleri
görmenin mutluluğunu yaşıyorlar. Bir
yandan da anne-baba olarak kendi çocukluğumuza ait karakterleri onlarla
birlikte izlediğimizde Disney’in nesiller boyu ailemizin yanında olduğunu
hissedebiliyoruz. Küçüklüğümüzde
hayranlıkla izlediğimiz Disney bizim için artık çocuklarımıza bıraktığımız bir
miras niteliği taşıyor.
Tuna ve Nil’in yaşıtı çocuklar çizgi
filmlerdeki olaylardan, konuşmalardan ve görsellerden tahmin ettiğinizden çok
daha fazla etkileniyorlar. Ekranda
gördükleri ile gerçek dünya arasında bağ kuruyorlar ve bazen o hayal dünyasına
kendilerini gereğinden fazla kaptırabiliyorlar.
Bu noktada en önemli olan şeyin çocuklarımıza televizyonda izlemiş
oldukları dünya ile gerçek dünyayı ayırt edebilecek düşünce yapısını
kazandırmak olduğunu düşünüyorum.
Böylece televizyon ekranında gördüklerinin hayatta işlerine
yarayabilecek kısımlarını kendilerine almaları ve geri kalanını orada
bırakabilmeleri çok daha kolay olur diye düşünüyorum.
Anne babalara ve diğer aile büyüklerine düşen en önemli görev
çocukların izleyecekleri her türlü film, çizgi film ve görsellerin içeriği
konusunda seçici olmaktır. Bunu
yapabilmek için çocuklara izletilecek her şey büyükler tarafından önceden
izlenmiş olmalıdır veya en azından yaş grubuna uygunluğu kontrol edilmelidir. Bazen anne olarak çocuk kanalı bile olsa
çocuklar için anlamsız ve hatta zararlı olabilecek içeriklerle
karşılaşabiliyoruz. Bu yüzden
çocuklarımızı “televizyonun önünde unutmamalı” ve her zaman izledikleri
programları kontrol altında tutmalıyız.
Her önüne geleni seyretmesine izin verdiğimiz zaman yanlış bilgiler,
hayal gücünü yanlış yönlendirebilecek vurgular, korkularını körükleyebilecek
içeriklerle başbaşa kalmalarına sebep olmuş oluruz.
Çocuklarımızın görsel, matematiksel ve fiziksel gelişimleri
yanısıra dil gelişimlerini ve hayal güçlerini geliştirmek bizim elimizde. Bunun için doğru materyalleri kullanmak,
onları hayata doğru bir şekilde hazırlamak bizim sorumluluğumuzdur. Ebeveyn
olarak endişelerime cevap veren gönül rahatlığıyla ailelere tavsiye
edebileceğim Disney Channel’ı biz uydu üzerinden şifresiz olarak izliyoruz,
tekrar çocuk olmanın hayalini kuruyoruz. Bunu başaramayacak olsak da onların
dünyasını paylaşarak içimizdeki çocuğu yaşatabiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder