4 Haziran 2013 Salı

Ağaç, Demokrasi ve Özgürlük


http://www.entrepreneur.co.za/video-the-tree-of-freedom/
Günlerdir boğazımda bir yumruk, gözlerimde uykusuzluk, aklımda fikrimde memleketim, insanlarım, çocuklarım.

Bu blog çocuklarıma ait, Nil ve Tuna'ya.  Onların ileride okuyacağını, okudukça doğuşun nasıl bir mucize, büyümenin ne kadar meşakatli bir yol ve varolmanın ne kadar önemli olduğunu anlayacaklarını hayal ettiğim not defterim.  Tuna ve Nil'in büyüyüşünün ve onlarla şekil değiştiren, her gün daha da güzelleşen hayatımızın şahidi bu blog.

Buraya genellikle güncel olayları katmasam da ne Tuna ve Nil'i, ne kendimi ne de yazdıklarımı okuma nezaketi gösteren insanları "şu anda" yaşanan olaylardan, gelişmelerden uzak göremem.  Bu yüzden yine "kayıt altına" almak adına gelişmeleri hislerimi yazmaktan yanayım.

Geçtiğimiz hafta İstanbul Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesi ve yerine binalar dikilecek olmasına karşı duran, demokrasiyi ve insanca yaşamayı benimsemiş vatandaşlarımız bu duruma itiraz ettiler.  "Ağaçlarımıza, parkımıza dokunmayın" dediler.  Seslerini duyurabilmek adına ağaçların gönüllü nöbetçileri oldular ve Gezi Parkı'nda sessiz bir eyleme başladılar.  Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi görünürken gün ağarmadan gereksiz ve sert müdahalelerle karşılaştılar, zarar gördüler.

Ağaçlarına dokunulmasından muzdarip olan insanlar bu defa demokratik hakları ve özgürlüklerinin de kısıtlandığını görünce daha fazla dayanamadı ve olaylar büyüdü.  Uzun yıllardır sessizliğini koruyan büyük kalabalıklar, öğretmeni, doktoru, mühendisi, öğrencisi, esnafı, ev hanımı, emeklisi kısacası genci yaşlısı herkes evlerinden çıktı, sokaklarda yürümeye, sesini duyurmaya, hakkını aramaya ve demokrasiyi korumaya karar verdi.

Ülke yönetiminin bu durumu görmezden gelmeye çalışması ve buna yönelik beyanları ile bu duruşa destek olanların sayısı katlanarak arttı, artıyor.  Hayatında hiç politika ile ilgilenmemiş, işinde gücünde, kendi yaşamını sürdüren insanlar seslerini duyurmak adına sokaklara dökülürken bu yükselişi fırsat bilen ve "niyeti iyi olmayan" insanlar etrafı karıştırmaya, zarar vermeye ve yıkıp dökmeye başladıkça olaylar daha da şiddetlendi ne yazık ki.  Bu durumu ağaçları korumaya çalışan ve bu yüzden şiddet gören insanlara mal etmeye çalışanlar yüzünden pek çok insan yaralandı ve hatta can kayıpları oldu.

Bu durumda insan çok karışık duygular içine girebiliyor.  Düşünmekten kafası patlayacak hale gelebiliyor.  Uykuları kaçabiliyor.  Sadece fikirlerini söylemek isteyen ve hayatına müdahale istemeyen insanların nasıl zarar görmeden bu durumu iyiye, güzele doğru götürebileceğini sorguluyor.

"Hayat kısa" denilir ya hep, hayat kısadır ama değerlidir ve devamlılığı vardır.  Nesilden nesile aktarılan her şey bir sonraki nesli daha farklı bir noktaya getirir.  Peki bizim çocuklarımız yani bizden sonraki nesil için biz neler katabiliriz ve hangi olumsuzlukları olumluya çevirebiliriz?  İşte herkesin sakin bir şekilde durup bunu düşünmesi gerektiğine inanıyorum.

Ağaç bu seslenişin bir simgesi artık.  Ağaç hayattır, rüzgarda danseden yaprakların çıkarttığı ses doğanın müziğidir, meyvesi berekettir, gölgesi huzurdur, serindir.  Ağaç narindir, zor büyür, ağaç güçlüdür, sarıp sarmalar, korur.  Bir ağacın kesilmesini, yokedilmesini önemsemeyen ve onu hayattan söküp almak konusunda bir saniye bile düşünmeyen insanlar, pek çok şeye de saygısını yitirmiştir, kaybolmuştur.

http://flopylopez.deviantart.com/art/Resting-under-a-tree-324755558
Bulunduğumuz bu noktada doğaya, insana, özgürlüğe ve demokrasiye saygı gösteren nesiller yetişmesini diliyorum ve bunu çocuklarıma, öğrencilerime de aktarmak için elimden gelen her şeyi yapmak için kendime söz veriyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder